Yabancı Dil  (İngilizce) öğrenimi için neler yapılmalı?

Paylaş
 
[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Ülkemizde yabancı dil öğrenimi uzun zamandır üzerinde konuşulan  yinede bir çözüme kavuşturulamayan sorunların başında geliyor. Milli Eğitimin yıllardır üzerinde tartıştığı ingilizce yabancı dil öğrenme konusunda ingilizce öğretmenleri neler düşünüyor?

Çoğu avrupa ülkesi ikinci hatta üçüncü dili mufredatlarında rahatlıkla ve hayatın diğer alanlarında halletmişken ülkemiz hala ingilizceyi öğretememenin sıkıntılarını yaşıyor. Bizde bu sorunun asıl nedenini işin mutfağında ki kişilere, yani ingilizce öğretmenlerine sorduk. Aldığımız cevaplar ise gerçekten ilginç bir o kadarda geleceğe ışık tutacak nitelikteydi.

Ülkemizde ingilizce öğretimi 2. sınıftan lise sona kadar etkin şekilde yürütülüyor. (Üniversitelerdeki hazırlık sınıfları da cabası) Yaklaşık 11-15 yıllık eğitime rağmen ortada ikna edici bir netice göremiyoruz sizce bunun nedeni nedir?

Hande K. (Ingilizce Öğretmeni/Şanlıurfa)

Sorun daha ilk başta dile bakış açımız ile ilgili. Diğer bütün ülkelerin aksine ülkemizin dile YABANCI dil olarak bakmasını değiştirmemiz gerekiyor. Yabancı olduğumuz bir konuda nasıl başarılı olabiliriz? Diğer ülkeler anadilin yanında crtical period (dil öğrenimindeki kritik period) bitmeden hemen 2. yan dilin öğrenimine başlıyor. Bu genelde okul öncesi dönemi ve ilk okulun ilk yıllarını kapsıyor. Bu period geçtikten sonra hiç bir dil native (ana dil) gibi öğrenilemiyor. Bizde bu olay aksi yönde gelişiyor. Kritik periodun bitimiyle ingilizceyi sınavlar için öğreniyoruz.

Mustafa T. (Ingilizce Öğretmeni/MERSIN)

Dil öğrenimini yetenek olan gören insanlar var. Fakat herkesin konuştuğu en az bir dil mevcut. Misal ülkemizde hemen hemen herkes Türkçe konuşabiliyor, yazabiliyor, okuyabiliyor, dinlediğini anlayabiliyor. (Okula hiç gitmemiş veya sağlık sorunlarını dışında tutuyorum) Bu mantığa göre demekki ülkemizdeki herkesin dile bir yeteneği ve yatkınlığı var. Hatta olayı daha da ileri götürmek gerekirse doğuda ve güneydoğu da insanımız Türkçe, Kürtçe ve Arapça biliyor. Herkes izlemiştir bir çocuk Van kalesini 6-7 dil ile tanıtıyor. Meselenin çözümüde tam burada gizli. Biz ingilizceyi veya diğer dilleri kuralların, müfredatın, yazılıların, sınavların gölgesinde olması gerekenin dışında öğreniyoruz. Dil iletişim için kullanılır. Dört duvar arasında öğrenilen kuralların sınıftan çıkınca hiç bir yerde kullanılmayacağını bilmek veya onu kullanma alanını bulamamak dil öğrenimine büyük bir sorun oluşturuyor. Van kalesini tanıtan çocuk bir ingilizce öğretmeninden daha fazla o dille muhattap oluyor ve gerçekten iletişim için kullanıyor.

Bu sorunları nasıl çözebiliriz?

Gülistan C. (İlkokul İngilizce Öğretmeni/KAYSERİ)

Gayet basit bir çözümü var. Dil öğrenilen derslerin beden eğitimi gibi, resim dersi gibi düşünülüp not tehdidi ile değil çocukların sevmeleri sağlanarak işe başlanmalı. (Tabi daha erken bir yaşta)

Çocukları bir bardak olarak düşünelim. Ilk once onların dile maruz kalması gerekiyor, tıpkı yeni doğan bir çocuğun ailesinden çevresinden öğrendiği gibi. Çocukların hata yapmaktan korkmaması gerekiyor. Uzmanlara göre Effective Filter (Kaygı Düzeyi) ne kadar yüksek olursa öğrenme o kadar zorlaşıyor. Bardak benzetmesine geri dönersek onun dolmadan taşmasını beklemek hata olur. Çocuk cevreden aldığı bütün input (girdiler) bu bardağın dolmasına yarıyor. Annesi, babası, kardeşleri ve diğer herkes. Bu inputlar 3-4 yaşında output (çıktı) olarak geri dönüyor. Yani bir çocuğun dil öğrenmesindeki doğal süreç. Okulda 4 saat ingilizce inputu alan bir çocuğun bu dili hem konuşmasını, hem yazmasını, hem okumasını, hem dinlediğini anlamasını hemde ileri düzeyde kelime bilmesini beklemek trajikomik olmaz mı?

sinavegitimi.com (Özel röportaj)

Bu yazı 162 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak